AA’nın “Haberin Telifi Raporu” Türkiye’de ilk, dünyada ilklerden biri

İstanbul Medeniyet Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Cahit Suluk, Anadolu Ajansının (AA), dijital platformlarda haksız rekabetin önlenmesi ve haberin telifinin korunmasına yönelik önerilerini içeren “Haberin Telifi Raporu”nun Türkiye’de ilk, dünyada ise ilklerden biri olduğunu bildirdi.

AA’nın, habercilerin büyük emek ve özveriyle hazırladıkları içeriklerin bedeli ödenmeden, ticari amaçla dijital platformlarda kullanılmasının önüne geçmek adına yapılabilecek düzenlemeler için “yol haritası” niteliğindeki raporunu değerlendiren Suluk, 2000’li yılların başından itibaren başlayan dijitalleşmeden kaynaklı olarak dünya genelinde “gazetecilik sorunu” yaşandığını söyledi.

Doç. Dr. Suluk, eskiden basının gazete veya dergi satışlarının yanı sıra önemli reklam geliri elde ettiğini, şimdi ise bu iki gelirin dijitalleşmeyle çöktüğünü kaydederek, haberin dijitale kaymasıyla reklam gelirinin de “eşik bekçisi” konumundaki Google ve Meta şirketleri gibi dijital platformlara kaydığını ifade etti.

Bu süreçte Avrupalı gazete temsilcilerinin zaman zaman bir araya geldiğini, 2009’da yayımlanan Hamburg Bildirgesi’nde “İçeriklerimiz Google tarafından çalınıyor, kırpılıyor, buradan elde edilen gelirler de Google’a gidiyor. Bu hırsızlıktır. Buna bir çare üretmemiz gerekiyor.” şeklinde açıklamalar yapıldığını aktaran Suluk, Avustralya’da gerçekleştirilen bir araştırmaya göre, basında 2001 yılında 2 milyar dolarlık reklam pastası olduğunu, bunun 2016’da 200 milyon dolara düştüğünü kaydetti.

Doç. Dr. Suluk, şu an bu gelirlerin daha da düştüğüne dikkati çekerek, şöyle devam etti:

“Para dijital platformların cebine gitti. Şimdi burada yasa koyucu bu işe müdahale edecek mi etmeyecek mi? Yoksa gazetecilik yok mu olacak? Çünkü bu bir kriz. Bu, gazetecilik krizi, haber krizi. Çünkü doğru içeriği üretenler gazeteler, gazeteciler. Bunların da bir gelire ihtiyacı var. Bu geliri reklam ve ürün satışlarından alamadığına göre sorunu nasıl çözeceğiz? Sorun ister istemez, dijital haber içeriklerinden elde edilen reklam gelirinden bir şekilde pay almak suretiyle çözülecek. Yasa koyucu telif korumasını ya da rekabet hukukunu bir araç olarak kullanıp, acaba buradan bir gelir paylaşımına gidilebilir mi? Soru bu, sorun da bu.”

“Dünyanın karşı karşıya kaldığı tehlike”

AA Hukuk Müşavirliği ile yaptıkları çalışmalar sonucunda bu soruna “Haberin Telifi Raporu” adı altında çözüm bulmaya çalıştıklarını vurgulayan Suluk, “Bu, Türkiye’de ilktir, dünyada da ilklerdendir. Hem dijital sorunlar hem ne tür çareler üretilebileceği masaya yatırıldı. Rapor, aşağı yukarı 2 yıllık bir çalışmanın ürünü.” dedi.

Suluk, AA’nın yayımladığı raporda, haberlerden elde edilen reklam gelirinin dijital platformlara akmasıyla birlikte geliri kesilen basının ve profesyonel gazeteciliğin tehlikeye girmesi, haberin krize dönüşmesi konusunun irdelendiğini belirtti.

Raporda, dijital yayıncılıkta telif sorununa çare olarak yasa koyucunun devreye girip girmeyeceğinin de ele alındığının altını çizen Suluk, Avrupa Birliği (AB), Avustralya ve Kanada gibi bazı ülkelerde çıkarılan yasalarla Google ve Meta gibi dijital platformların haberlere telif ödenmesinin sağlandığını anlattı.

Doç. Dr. Suluk, ABD, İngiltere ve diğer bazı ülkelerde de benzer hazırlıklar yapıldığını dile getirerek, şu ifadeleri kullandı:

“Bu hazırlıklar mehter marşı gibi iki ileri, bir geri ama günün sonunda bu çalışmalar mutfakta yapılıyor. Sorun dünyanın genel sorunu. Çünkü gazetecilik ortadan kalkıyor. Geriye asparagas haber ve reklam haberleri kalıyor. Yani şirketler ‘haber’ adı altında okuyucuya tanıtımlarını pazarlamaya kalkışıyor. Oysa demokratik toplumların çok önemli bir özelliği haber alma özgürlüğüdür ve bu gerçek, kaliteli haber alma özgürlüğüdür. Bu olmazsa demokratik toplumun yapısı bozulmaya başlar. Bağımsız gazeteler, gazeteciler tarafından içeriklerin üretilmesi gerekiyor. Arkadaki lobilerin, hükümetlerin, şirketlerin haber adı altında ürettiği içerikler sorun yumağı haline dönüyor. Toplum bir süre sonra yönlendirilmeye ve yapılar bozulmaya başlıyor. Haber yönünden dünyanın karşı karşıya kaldığı tehlike bu.”

Uzman hukukçular AA sempozyumunda da tartıştı

Sorunun çözümü için dünya genelinde iki ayrı yaklaşım olduğunu bildiren Suluk, bunlardan birinin AB ülkelerinin yaptığı gibi telif mevzuatında düzenlemeye gidilip, basın yayıncılarına telif hakkı tanımak olduğunu, ikincisinin ise Avustralya ve Kanada’nın yürürlüğe soktuğu, İngiltere’nin de üzerinde çalıştığı Anglosakson rekabet hukuku yaklaşımı olduğunu kaydetti.

Anglosakson yaklaşımda, Google ve Meta gibi dijital platformlardan haberlerini kullandıkları basın yayıncılarıyla masaya oturmalarının istendiğini belirten Suluk, anlaşma sağlanamaması durumunda bedelin tahkim heyeti tarafından belirlendiğini, anlaşmaya hiç yanaşmayan dijital platformlara da rekabet cezası kesildiğini, buna da “Pazarlık Yasası” dendiğini ifade etti.

Doç. Dr. Suluk, Anadolu Ajansının geçen yıl düzenlediği “Dijitalleşme Sürecinde Basında Telif Haklarının Korunması Sempozyumu”nda da uzman hukukçuların bir araya gelip hem Anglosaksonların rekabet hem de AB’nin telif hukuku yaklaşımıyla dijitaldeki telif sorununu nasıl çözmeye çalıştığını ele aldığını söyledi.

“Kanun çalışmasına da AA öncülük ediyor”

Türkiye’nin bu soruna eğilmekte çok geç kaldığını ancak dünyadaki örneklerin incelenerek bir kanun taslağı hazırlanıp Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ne sunulduğunu dile getiren Suluk, şunları kaydetti:

“Kanun çalışmasına da yine Anadolu Ajansı öncülük ediyor. Bizim öngörümüz, bunun bir telif yasasıyla düzenlenmesi şeklindeydi. Bu kanun taslağını da ona göre hazırladık. Biz kanun yapıcı değiliz, sadece öneri getirebiliriz. Külliyeye, Telif Hakları Genel Müdürlüğüne, ilgili paydaşlara Anadolu Ajansı bu metni gerekçeleriyle beraber ulaştırdı. Bu çorba mutfakta, daha pişecek. Türkiye bir yolunu bulacak ve bu kanun ümit ediyorum ki yürürlüğe girecek. ‘Haberin Telifi Raporu’nun böyle bir pozitif çıktısı ve etkisi de olacaktır.”

Suluk, yasa taslağında, mevcut Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’na bir madde eklenerek basın kuruluşlarına “bağlantılı hak” statüsü tanınmasının önerildiğini, bu sayede dijital platformlar tarafından haber içeriklerinin kullanılması için mutlaka o basın yayıncısından izin alınması gerekeceğini vurguladı.

Uygulamada yaşanabilecek sorunlara da değinen Suluk, “Dünya geneline baktığımızda, dijital platformlar önce buna karşı çıkıyor. ‘Biz asla telif yasalarını kabul etmiyoruz, yürürlüğe koymayın, gelin sizinle birtakım işbirlikleri yapalım.’ gibi ön alıcı, çok da iyi niyetli olmayan adımlar atıyorlar. Bunu Avrupa’da İspanya ve Almanya’da, ardından Avustralya’da, Kanada’da yaptılar. Yani hemen hemen bütün örneklerde dijital platformlar hep ön alıcı birtakım davranışlar içine girdi. ‘Siz bir hak tanımayın, biz birtakım işbirlikleri yapalım, -rüşvet kabilinden- birtakım ödemeler yapalım, fonlar oluşturalım, programlar geliştirelim.’ şeklinde.” değerlendirmesini yaptı.

Doç. Dr. Suluk, Google ve Facebook’un böyle programları da olduğunun altını çizerek, “Ama bunlar bugün var yarın yok. Sürdürülebilir değil. Bunlar tek tarafın keyfi olarak sonlandırabileceği sistemlerdir. Onun yerine mutlaka yasayla hak tanınması, sonra da bu hakkın uygulamaya konulması lazım.” şeklinde konuştu.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir